Insanoğlu dediğimiz organizma doğarken, bazı refleksleri de beraberinde getirir. Ister evrimsel devinim gibi saçma bir türkçe kullanılırsınız, ister yaratılış ile açıklayıp renginizi belli edersiniz. Ilgilenmiyorum tercihlerinizle. Genelde irkilme, yakalama, emme ve yüze dokunulduğunda o yöne bakma şeklinde temel refleksten bahseder, nereli olduğu mühim olmayan bilim adamları. Aslında taş atma güdümüzle de birlikte doğarız, lakin motor hareket sistemimiz yeteri kadar gelişmediğinden, hemen sergileyemeyiz bu refleksimizi.
Hafiften yürümeye başlayan velet, küçük çaplı oyuncakları bu refleksiyle sağa sola atar. Atmıyorsa, zeka geriliğinden şüphelenin derim ben.
Zamanla bu refleksimizi hem diğer canlı ve objelere karşı kullanırız. "Hadi tanışıp kaynaşalım"dır amaç, fırlatılan her taşta. Sincap olsun, ufo olsun, ayı olsun farketmez. Farkindalik arzusuyla "ben buradayim" da olabilir verilmek istenen mesaj.
Bir diğer mesaj da "beni rahat bırakınız lütfen"dir. Mesela geçen arkadaşlarla Belgrad ormanına pikniğe gitmiştik. Harutyun, Faik albay, cesaire falan. Ağaçların arasında üstü başı yırtılmış, ağlayarak bir hatun geliyordu. Güzel de bir şeydi de, ağlamasına uyuz olmuştuk. Taş atıp uzaklaştırmıştık. Ben aynı zamanda korkudan da atmıştım taşı. 3 harfli falan sanmıştım. Ertesi gün, bir gazetede "islamcilar mini etekli kızı Belgrad ormanı'nda taşladılar" diye haber konusu da olmuştuk da, en çok Faik albaya koymuştu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder