7 Aralık 2011 Çarşamba

Tahtakurusu, Yangın ve 1000 $

Dünyanın başkenti New York demeyin hemen. Bu lanet şehirde çocukluğuma, ergenliğime ve genç yetişkinliğime ev sahibeliği (evet, Istanbul bir kadındır benim nazarımda) yapmış Istanbul'da görmediğim bir musibeti gördüm, arkadaş.
Bu tahtakurusu denen yaratık, ne şerefsiz, ne karaktersiz, ne ketenpereci bir yaratıktır. "Ne olacak canım? Alt tarafı sivrisinek gibi kan emiyor" diyorsun, değil mi? Işin aslı o kadar basit değil iste, canım.
Sivrisinek, bir vuruşta ölen, bir Raid ile mefta olabilen bir yaratık. Zaten çıkardığı sesten de, lokasyonunu tahmin edip, daha bakmadan öldürmek çok kolay.
Tahtakurusu öyle mi ama? Öldürmek için tahta takunya gerek. Tahta takunya ile öldürmek için de, önce sert bir zemine çekmeniz gerekmekte. Sert zemine nasıl çekilir? Çekilmez. Yaratık akıllı. Ilk göz temasında, koltuk veya yatağın dikiş yerlerine saklanıp duruyor. onu yakalayacaksın da, sert zemine koyacaksın da, takunya ile vuracaksın da... Ölme eşeğim, ölme!
Tahtakurusu pornosu
 Bir de bunların pekmezini akıttıktan sonra, öyle pis kokuyorlar ki, sorma gitsin. O kokuyu duymaktansa, hiç ezerek öldürme, daha iyi.
Ilaçlar bile bir faide göstermiyor. Ilaçla ölen neslin yumurtalarındaki yavrucaklar, bu sefer o ilaca bağışıklık kazanmış şekilde dünyaya geliyorlar. Müjde! x ilaca karşı bağışıklı bur topu gibi bir tahtakurunuz oldu.
Bunlara karşı, bilimum kombinasyonlar kullanmak lazım. Tek ilaçla çözülmüyorlar.
Benim bulduğun yöntem işe, bu lavukların ateşe karşı zaafiyetlerinin olduğu idi. Çakmağı söyle bir gezdirince uzerlerinde, çatapat gibi patlıyordu ipneler. Zaten, bulduğum bu yöntem de, bayağı bir para kaybettirdi bana.
Yatmadan evvek, çekyatın dikiş kısımlarında çakmak dolaştırır olmuştum. Bu sayede, rahatsız edilmeden uyuyabiliyordum.
Lakin, sabahın 2'sinde çekyatın da oyununa geldim. Tahtakurularina ev sahibeliği yapmasının yanı sıra, birden alev almaya karar verdi, kör olmayasıca. Benzin döksen o şekilde yanmazdı herhalde.  Saniyesinde tutuştu ve odamın içini bir duman kapladı.
Mutfaha koşup, sürahilerle odama geri koşuyorum, çekyat bana misin demiyor. Diğer odada kalan arkadaşı uyandırdım, yardımcı olsun diye.
Lavuk hemen itfaiyeyi arayıp, dışarı kaçmış. Ben işe, odada yangın ile boğuşuyorum. Dumandan hiçbir şey görünmüyor.
Bir süre sonra yabancı biri benle konuştu:

- What are you doing here? Leave here immediately! (Lütfen sizi dışarı alalım)
+ Who the fuck are you? (Pardon, siz kimsiniz?)
- FDNY!

 Mecbur dışarı çıktım. Dışarıda, üst katta oturan vegan ailesi de bekliyordu. Aylardan da sunatti, yanlış hatırlamıyorsam. dön atlet, buz gibi New York geçesinde, dünya kadar duman yutmuş olarak dışarıda duruyordum.
FDNY
 Gülme krizi ile birlikte öksürük krizine de girdim. Fena oskurdugum için, orada hazır bulunan bir ambulans beni hastaneye götürdü. Sabaha kadar musahade altında tuttuktan sonra, sabah 8 civarı taburcu oldum. uzun bir süre sigara içemedim. aslında bırakmak için ideal bir zamandı, lakin eşeklik iste.
2 hafta sonra da, eve yollanmış kol gibi 1000 $'lik faturaya bakıp tahtakurularini sevgiyle anıyordum.

Ek: Yanan koltugu disari cikarmislardi. Itfaiyecilerden biri bana yaklasip, yanginin nasil ciktigini sormustu. Gercegi soylemek, "pyromaniac" damgasi yemekle ayni anlama gelecegi icin, sigara icerken koltukta uyuyakaldigim yalanini soylemistim. Demek ki sigara, her zaman zararli olan bir sey degilmis.

2 yorum:

john dedi ki...

cok sukur new york ta iken hic basima gelmedi ama arkadaslarin evlerinde vardi... gercekten illet birseymis... bir issirmaya basladimi dikis makinasi gibi duzenli issirirmis ustten assagi...hamam bocegi ve findik faresi ise artik ahbap olmustuk evde :) onlar bana bende onlara fazla ilismiyordum...

Serkan Sami dedi ki...

Onlar bir bulasti mi, elbiseler, oturma odasi takimlari ve yasanan ev yenilenmek zorundadir. :)