1 Aralık 2011 Perşembe

Nüvit Bey

Bizde bir Nüvit bey diye bir müdür yardımcısı vardı ki, öldüyse Allah rahmet eylesin, ölmediyse uzun ömürler dilerim. Bu eleman Istanbul Kız Lisesi müdür yardımcısı idi, o kapanıp Cağalaoğlu Anadolu'ya çevrilince gene o pozisyonda kalmıştı. Okul zaten kasvetli, bu adamın da gri saçları, kızılderililerin "biz aslında bunu kastetmiştik" diyeceği tarzda soluk benizi, asabi bir yüz ifadesi vardı. Okulda sorsanız "Allah'tan başka en çok neden korkuyorsun" diye, bahse varım herkes "Nüvit bey" derdi o zamanlar. Sanki Kont Dracula'nın malikanesindesiniz. 
Hatta bir gün, tören öncesi, bu adamın hazreti Musa'nin Kızıldeniz'i yarmasına benzeyen tarzda bir kerametine de şahit olmuştuk. Iki eli, avuç içleri birleşik şekilde ileriye doğru uzanmış sıra halinde bekleyen öğrencilere karşı tutuyor. Hoca ellerini ayırdığında, sıra halindeki öğrenciler de eşzamanlı olarak ileriye ikiye ayrılmışlardı. Hani uzun zaman koreografik çalışma yapmadan, öyle muntazam sırayı ikiye bölme olayı kerametten başka bir şeyle açıklanamaz.

Hiç yorum yok: